sadeceucuz.com
 
Ana Sayfa | Hakkýmýzda | Ziyaretçi Defteri | Reklam | Sýk Kullanýlanlara Ekle | Ýletiþim     
 
 Haberler
 Makaleler
 Dosyalar
 1.Dünya Savaþý
 Çanakkale
 Boðaz Harbi
 Kara Muharebeleri
 Hava Muharebeleri
 Cephe Koþullarý
 Kahramanlar
 Hatýralar
 Þiirler
 Gazilerimiz
 Anzaklar
 Kim Kimdir?
 Þehitlik ve Anýtlar
 Müze ve Galeriler
 Yabancý Anýtlar
 Tanýtma Merkezleri
 Kale ve Tabyalar
 Arþiv Belgeleri
 Faydalý Linkler
 Haritalar
 Yeni Çýkan Kitaplar
 Ziyaretçi Defteri
 Videolar
 Foto Galeri


 
 
 
 
 
 
 

Kahramanlar / Þefika Haným


Çanakkale menakýbýndan iki hakiki vak’a - Yalnýz birbirine baðlamakla hamâsete þefkat tülünü örttük..

Minekârî küçük melek resimleriyle müzeyyen ufak, zarif aynalý masasýnýn mavi abajurlu lambasý önünde açtýðý (göz yaþlarýyla lekelenmiþ...) bir mektubu kim bilir kaçýncý defa okumaya dalmýþtý. Nihâyet rûhunun kuvvetini aðzýndan uçuruyormuþ gibi derinden acýklý bir “âh!..” çekerek gözlerini karyolasýnýn karþýsýna asýlmýþ iki resim levhasýndan sað taraftakine atf etti. Bu, on dört yaþlarýnda, kýsa elbiseli ve kollarýyla göðsü yarý açýk, uzun ve lüle lüle saçlarý latif beyaz omuzlarýna dökülmüþ... pek güzel bir kýzcaðýzdý... Devrik kirpiklerle muhat iri gözlerinde uçuþan þuhane bakýþlarýyla ve zarif dolgun dudaklarýný benimseyen þeker handeleriyle gonca hayatýnýn ibtisamlarý içinde dünya elemlerinde azade... bir hilkate ve bahar çiçekleri gibi sevimli bir taravete mâlik olduðu ilk nazarda anlaþýlýyordu... Genç kýz –taaccüble- Bu ben miyim? Dedi. Yarabbi! Þu eski þefikanýn rûhundaki diriliði de Semih’in kanlarýna mý karýþtýrdýn? Gözlerini aynadaki hayaline çevirerek acý acý güldü.

O aks-i hayali biz de seyredelim: Devrik kumral kirpikleri aðlamaktan top top olmuþ.. Dipleri sürme yerine kýrmýzý hilal þekline girmiþ. Hele o berrak semavi gözleri þule-i þebab yerine kara bulutlarla dolmuþ... Solgun yanaklarý beyziliðini kaybederek uzamýþ ve yanaklarýnýn penbeliðindeki letafet silinmiþ kan lekeleri gibi kirli bir dalga haline girmiþti.. Takallüs eden dudaklarýný inci diþleriyle ýsýrarak “Bahtsýz dudaklarým; Siz yalnýz kýrmýzý kalmýþsýnýz!... Evet anlýyorum.. Bu resmimin kalbime fýrlattýðý bir damla þehid kanýnýn aksinden baþka bir þey deðildir!” diyerek inledi. Sonra gayr-i ihtiyari bir hareketle ayaða kalkarak bakmaktan çekinen gözlerini sol taraftaki erkek resmine atf etti. Bu da öbürü gibi fotografiden büyütülerek maharetle resm edilmiþ karakalem bir levha idi. Her iki resmin de çerçevelerinden fýrlayacakmýþ gibi canlý vaziyetleri vardý. Bu levha yirmi çaðlarýnda narin vücutlu, hassas bakýþlý ve pek sevimli bir genci irae ediyordu.

O gölgeden dökülen cazib ve müessir bakýþlar! Þefika’ya bir yýldýrým sür’atiyle tesir ettiðinden yere kapanarak hýçkýra hýçkýra aðlýyor.. ve boðuk iniltilerinden þu sözler iþitiliyordu: “Onun benimkini resm etmesine mukabil üç sene evvel niþanýmýz mübârekesi olarak yapýp verdiðim bu resim iþte hazin bir yadigar olarak yine bana iade edildi. O, bunu ne vakit seyretse, oh, ne kadar sevinirdim.. Seni de ressam yaptým ya!” cümlesini müftehirane söylüyordu. “Allahým Allahým! Eski tatlý demlerin bu þimdiki hûnin hâtýralarýna artýk tahammülüm kalmadý. Beni de Semih gibi bu kanlý dünyadan çekip kurtar”
Gözyaþlarý hissiyâtýndaki feverâný biraz tadil etmiþti. Mektubu masa üzerinden alarak karyolasýna atýldý. Yastýðýnýn altýna koyduðu mektubun zihninde muntabý’ bütün kelimelerini can gözüyle okuya okuya sabaha karþý uykuya dalabildi.

Mektubun Sureti

Ey benim müþfik rûhum Þefikacýðým;
Bilmem neden!.. Bu gece garib hislerlemütehassisim.. Bu günlerde bir hiss-i kablelvuku – aramýzda pek o kadar uzun olmayan mesafenin uzayacaðýný... hatta ebedîyetin susmuþ karanlýklarýna kadar yuvarlanacaðýný bana iþrab ediyor...

Bu akþam mehtab, tüfek seslerinin ve top tarrakalarýnýn daldýðý muvakkat sükuneti merak ederek bütün tepeleri, bütün vadileri yaldýzlarken Kanlýtepe’nin hâk-i pâyine yüz süren Akdeniz’in semavi gözlerinde mütecessisane titriyor! Bu gece sükunetin umkundan acaba ne canhýraþ feryadlar kopacaktýr?..
Sana defeatle bahs ettiðim Sivaslý genç ve kahraman yüzbaþým Celadet bana dedi ki: “Semih; Þu kaptýrdýðýmýz Kanlýtepe’yi tekrar elde edemezsek.. emin ol, ne fýrçanla tersime doyamadýðýn sevgili Ýstanbulumuz üstündeki dört buçuk asýrdan fazla hakk-ý temellükümüzden ne de kadýnlarýmýzýn namus ve ismetinden bir hayýr kalacak!.. Oraya benimle birlikte þanlý hilalimizi tekrar dikmek için her fedakârlýða katlanýr mýsýn?”
-Yemin ettim.
-Hatýrlýyor musun? Ýlk Dârülfünun mezunlarý toplanýrken ne kadar sýkýlmýþ ve ne kadar üzülmüþtüm.. Benim ince fýrçama bedel elime kalýn bir tüfek tutuþturmuþlar.. Yumuþak yastýklarým arasýnda rûhuma kadar daldýðým tebcilat-ý þairanemden beni çekip çýkararak belime de kýlýcýn sert kayýþýný kuþatmýþlardý... Orada burada sürüklenen fýrçama ve þair kalemime bakarak talimlerime kahkahalarla gülen sana diyorum ki “Ben mi, ben mi asker oldum?.. Oh, kumanda edeceðim bölüklerin vay haline!..”
Güzel niþanlým, meðer böyle deðilmiþ...Benim gibi muhallebiyle nazlý büyümüþ birçok ihtiyat zâbitleri buradaki þehâmet sahnelerinin en fikirli, en fedakâr kahramanlarý kesildi!...Cümlemiz de vatanýmýzýn hakir bir kayasýnýn müdâfaasýndaki ehemmiyeti idrak ederek uðrunda kellelerimizi esirgemiyoruz...

Bir ay evvelki harbde zâbitim muhterem Celadet yüzbaþýlýkla, ben mülazýmlýkla taltif edilmiþtik. Fakat her ikimiz de bundan mahcub olmuþtuk.. Kanýmýzý akýtmadan nail olduðumuz zafer hiçtir. Göðüslerimizi süsleyen þu kýrmýzý kurdelelerin bile ufak hizmetlerimiz için fazla görüyorduk. Biz vatanýmýzý o kadar seviyoruz ki verilen mükafata mübâhî olmak deðil, belki tarihimizin bizimle iftihâr ettiðini istiyoruz.Eðer senin o melekane muhabbetine karþý bir nankörlük ise, vatanýmýz hürmetine beni tel’in etme.

Evet, ben þimdimübârek vatanýmýzý senden çok seviyorum.. Evvelce Marmara’nýn mavi atlas kucaðýna yaslanan iþvekar Ýstanbulumuzun latif manzaralarýný tersim ederken bütün güzellikleri senden iktibasa çalýþýyordum.. Bu vatan aþkýna düþeli bana öyle geliyor ki... Gözlerin (harb sükunet bulduktan sonra) barut bulutlarýný daðýtan güneþin þu ufkabahþ ettiði mavi bir safiyete benzediði için beni cezb ediyor.. Sýrma saçlarýnýn bukleleri (öyle sakin bir günde) temaþaya muvaffak olduðumuz gurubun zerrin þualarýný tanzir ettiði için onlarý tahassürlerimle arýyorum.. Yanaklarýnýn penbeliði, burada haþin gece muhârebelerini takîb eden istirahat fecirlerini temsil ettiði için onlara buradan büyük birer “tahsin” buseleri takdim eyliyorum...

Deminden küçük madalyondaki fotoðrafýný boynumdan çýkararakdoyamayan, ah, kanamayan gözlerimle temaþa ettim.. Yok yok, dedim, bu bir güzel gölge.. Lakin onun latif mavi penbe kýrmýzý renklerini göstermiyor! Zihnimde mahkuk o mütebessim yarlak sûretini seyre daldým... Dünden beri kalbimi iðneleyen hazin bir hissin pençesinde ezilerek seni hararetle düþünmeye vardým...
Eðer ettiðim yemin üzere Kanlýtepe’nin istirdadý uðrunda þehid olursam, seni saracak keder ve ýztýrablarý ve vicdanýmda duyarak titredim. Hayýr Þefikacýðým! Sen bahar-ý hayatýn kokulu bir gülüsün. Vatanýmýza nafi rayihalar saçarak birçok þefik iyilikler etmelisin.. Gazi bir zâbitle izdivac ederekbeþeriyetteki sana mevdu vazîfeyi hüsn-i ifaya çalýþ... Yalnýz senden bir ricam var:
Kanlýtepe’de açýlacak damarlarýmdan ateþin “bir damla kan!” kalbinin en samimi bir köþesinde müebbeden asýlý kalsýn!

Elveda ey rûhumun da sabavet refikasý
Ölünceye kadar senin
Semihin.

Ertesi sabah Þefika on beþ günde bir iki istirahat gecesi geçirdiði “Anababa Konaðý”ný terk ederek nâlân ve giryan rûhunu teselli eden “Þefkat Bucaðý”na yani merbut olduðu “hastahane”ye gitti. Odasýna girince çarþafýný çýkarýp duvardaki yerine astý ve hastabakýcý kýyafetini giydi. Beyazlar içinde, bekaret perisinin ciddi melahatýný temsil eden solgun yüzü bin kat fazla güzelleþmiþti..

Arkadaþlarýnýn latifelerine hazin tebessümleriyle mukabele ederek koðuþuna çýkýyordu ki diðer hastabýkýcý haným kýz, þenmeþrebliðini sesindeki titrek teessüründe boðmaya çalýþarak “Ah Þefika Haným bilsen! Gittiðin gün, senin koðuþtaki zâbit odasýna ne þayan-ý merhamet bir yaralý getirdiler!” diyordu.
Þefika tabibin sabah vizitesine yetiþmiþti.

Doktor bey müteessirane bir tavýrla “Haným kýzým, þu dört numaralý yataktaki zâbit bey büyük iþler görmüþ þanlý bir gazidir. Bilhassa onu merhamet elinize tevdi ederim” dedi.Þefika mecrûha yaklaþtý. Yorganýnýn hâricinde kalmýþ geniþ omuzlarý arasýnda iri kahraman kafasý.. þecâat çizgileriyle yükselen bir alýn.. Müdevverce simasýndaki yorgunluða raðmen terütaze latif cildini gölgelendiren uzun kirpiklerle müzeyyen iri ve þahane kara gözleri ve onlarýn derinliklerinden taþan azimkar þehâmet bakýþlarý.. Þöylece bir süzdü.. Mecrûhda merhamete þayan bir þey göremiyordu.. Yalnýz kýrmýzýlýðý uçmuþ muntazam aðzýný meraretle büken müstehzi bir tebessümü pek manidar buldu.. Ve ondaki esrarý keþfe uðraþýrken hademe Mehmet Onbaþý odaya girdi ve kumandanýnýn ziyaretine geldiði haberi verdi.

Kumandan, elliyi geçkin pek muhterem bir zattý. Mecrûhun alnýndan öperek Osmanî niþanýný göðsüne taktý ve binbaþýlýðýný tebþir ve tebrik etti...
Mecrûh, meserretini yakan bir ye’sin aðzýný kavuran dumanýndan siyah ipek býyýklarý dimdik kesilerek “Ah teþekkürler ederim muhterem kumandaným.. Evet, bana niþan ve þeref var.. Fakat ne olurdu! Ben de mülazýmým Semih gibi ölseydim... O, vatanýmýzýn kapýsýný zalim düþmanlarýmýza kaparken ismini tarihimizin þerefli kucaðýna atarak sevgili arkadaþlarýmýzýn kanýyla tebahhur eden sýcak topraklara, zafer narasýyla uzandý.. Heyhat! Benim þu malul hayatým ne muzlim ve ne acýklýdýr... Deminki tebþir ettiðiniz, yalnýz tekaüdiyemin validemi nail-i refah edeceðini mübeþþirdir” dedi.Mehmet Onbaþý tekrar gelerek iki gecedir sabýrsýzla beklediði validesinin geldiðini müjde etti.

Ev kadýný olduðu temiz ve kývrak giyinmesinden belli, orta sýnýf halktan, iriyarý ve kýrk beþ yaþlarýnda görünmesine raðmen Türkün Anadolulu çehresini parlatan al yanaklarýna henüz gençlik taravetinden mahrum kalmamýþ güzel bir kadýn Mehmet Onbaþýyý takîben içeri girmiþti. Mecrûha doðru atýlarak “Ah Celadetciðim.. Gözümün elifi yavrucuðum!.. Elhamdülillah seni sað ve salim buldum!..”diye baðýrýyordu. Eyvah!... Zavallý genç mecrûh, anacýðýnýn deraguþlarýný iniltili ahlarýyla karþýlýyordu.. Kadýncaðýz þaþkýn þaþkýn “Oðlum niye elimi öpmüyorsun?” sitemîni fýrlatýnca mecrûhun gözlerinden acý yaþlar boþanarak “Oh anneciðim! Yorganýmý kaldýr da bak!” diye inledi.

Kadýn yorganý kaldýrýnca müdhiþ bir çýðlýk kopararak sarsýldý. Ýkinci çýðlýðý da orada bulunanlar koparmýþtý.. Zira tali’siz ana boylu boyuna yere yuvarlanmýþtý.
Dað parçasý gibi bir zâbit olarak Çanakkale’nin sinesine yolladýðý yegane ümid-i hayatý Celadet’ini.. büsbütün bir koldan, diðeri dirsekten, bir ayaðý diz kapaðýnýn üstünden, diðeri baldýr hizasýndan kopmuþ ve o gürbüz vücûdu dalsýz budaksýz bir aðaç gövdesinden farksýz bulmuþtu. Ýþte bu âni teessürle de o mader-i pürkeder zemin-i helake serilmiþti.

Mevtayý diðer odaya naklettiler. Celadet artýk metanetini kâmilen kaybedip “Yarabbi! Mademki beni yaþattýn, bari þu acýnacak halime de bir tek mededkarýmý elimden almayaydýn, büyüklüðünden ne eksilirdi? Ah þimdi gözyaþlarýmý silecek þefkatli ve mahrem bir ele ne kadar muhtacým!” diye figan ederken hamiyetli kumandan, mecrûhun baþ ucuna toplanan genç hastabakýcý hanýmlarý ayrý ayrý gözden geçirerek “Mutmain ol oðlum. Seninle izdivac ederek ve seni gözetip bakarak vatana ettiðin pek kýymettar hizmetine karþý “kadýnlýk namýna” bir deyn-i þükraniyet ifa edecek akýllý ve hamiyetli hanýmlarýmýz vardýr” sözlerini metin bir seda ile söylerken genç kýzlarýn mütecessis gözleri ürkeklikle önlerine eðildi. Taravetli aðýzlar “hayýr” kelimesini fýrlatmamak için sýkýlýp büzüldü!

Celadet evvelki müstehzi tebessümüyle “Anlýyorum” dedi. “Böyle bir aðaç kütüðünü kimse kabul etmez.. Hem bu teklif gençliðe karþý büyük bir haksýzlýk olur!” diye mýrýldanýrken Þefika öne atýldý. Nazik ve þeffaf elini Celadet’in uzamýþ yumuþak saçlarýna koyarak rakik ve derin bir bakýþla “Yanýlýyorsunuz Celadet Bey.. Hem Semih’in vasiyetini yerine getirmek hem de sizin gibi þanlý bir gazinin hizmetinde bulunmak þerefiyle ben mübahi olacaðým” dedi. Kumandan “berhüdar ol kýzým” duasýyla genç kýzýn arkasýný okþuyordu.
Celadet’in gözleri parlamýþ, dudaklarýnda acý istihzalar hürmet alametlerine münkalib olmuþtu. “Oh, þimdi anlýyorum. Siz sevgili arkadaþým Semih’ten bana intikal eden þefkat meleðisiniz! Cenah-ý merhametinize sýðýnacaðým gün emin olunuz tamamýyla teselli bulacaðým” dedikten sonra minnettar bakýþlarýný hamiyetli kýzýn berrak gözlerine dikti.

Þefika bütün rikkatini þeffaf nazarlarýyla Celadet’in kalbine dökerek dedi ki: “Sizi mes’ûd edeceðime söz veriyorum. Yalnýz müsaade edeceksiniz.. Çanakkale hailelerinden kalbime sýçrayan “Bir damla kan!” size karþý taþýyacaðým þefik ve hürmetkar muhabbetimin üstünde ebedî asýlý kalacaktýr!”
Celadet elsizdi.. Tatlýlaþan kahraman bakýþýyla mukaveleye vaz’-ý imza ederek cevab verdi:
-Kabul ederim. Evet, o fedakâr Semih’in mübârek kanýdýr. Onun yanýna þu feci kýyafetimdenhîzan “bir damla gözyaþý” da benden hediye olsun!

1 Þubat 1334
EMÝNE SEMÝYE


Güncellenme Tarihi: 02.04.2007 20:01:24

  Yazýcý Dostu         Arkadaþýna Gönder         Yorum Yaz    


Bu sayfayý ziyaret eden 4748. kiþisiniz.

Yorumlar

Bu Yazýya Yorum Eklenmemiþtir. Ýlk yorum yazan siz olun

Diðer Baþlýklar

 
Bir gazinin hatýralarýnda Çanakkale’nin kahraman çocuklarý
Seyyid Onbaþý
Saka Mustafa
Þefika Haným
Nusret Mayýn Gemisi ve Cevat Paþa’nýn rüyasý
Mehmet Çavuþ
Kýnalý Hasan
Mehmet Muzaffer - Bedeli Çanakkale'de...
Muavenet
 

Bölümün en çok okunanlarý

Kýnalý Hasan
Bir gazinin hatýralarýnda Çanakkale’nin kahraman çocuklarý
Seyyid Onbaþý
Mehmet Çavuþ
Saka Mustafa
Mehmet Muzaffer - Bedeli Çanakkale'de...
Þefika Haným
Nusret Mayýn Gemisi ve Cevat Paþa’nýn rüyasý
Muavenet

En çok okunan haberler

Çizgi Film - Çanakkale Geçilmez!
Çanakkale Savaþlarý esnasýnda çekilen video
1. Dünya Savaþýnda Türk Askerî Kýyafetleri - Tunca Örses / Necmettin Özçelik
Cepheden Yazýlan Mektuplar - Hüseyin Özcan
Çanakkale Þehitlerine - Mehmet Akif Ersoy
Çanakkale Þehitlerine - Mehmet Akif Ersoy
Çanakkale Gazileri Video Klibi
Rüya - Peygamber Efendimiz'in (SAV) ruhaniyeti Çanakkale'de
Kinali Kuzular - Canakkale Marsi
Anasýndan Hasan Çavuþa Mektup
Ayvaz Baský



Haftanýn Sorusu

Çanakkale cephesi kara muharebeleri hangi tarihte baþlamýþtýr?
18 Mart 1915
19 Þubat 1915
25 Nisan 1915



Copyright© 2007-2010 E-Posta: duryolcu.com@gmail.com Msn: duryolcu.com@hotmail.com

magicfinger.NET